|  | 

Gündem

Kadına Şiddet

08 Mart tarihinde Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayacağız. Dünya Kadınlar Günü’nde kadının toplumdaki yeri, kadın-erkek eşitliği, kadına uygulanan şiddet gibi birçok kalın puntolu ve içinde acı barındıran başlıklar bizi beklemekte.

İstatistiklere göre, Türkiye’de her gün 5 kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Neredeyse sistematik hale gelmiş bu şiddetin uygulayıcıları kadının en fazla emek verdiği, en sevdiği erkekler tarafından gerçekleştiriliyor. Kocaları, babaları, oğulları, ağabeyleri tarafından…

Kadına şiddete bakış açımız ne yazık ki ataerkil yaklaşımlardan etkileniyor. Demokrat ve hukuksal yapıya kavuşamamış toplumlar dezavantajlı gruplarını kendi vahşi dişlileri arasında eziyor. Ezilen kadınlar toplumdan aforoz edilmemek adına susuyor. Sustukça şiddet sarmalı daha da büyüyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız Ezgi Aslan cinayeti kadına şiddeti tekrar gündeme getirdi. Birçok matematiksel, görsel ve yazınsal delillerle bu köklü sorun insanlara anlatılmaya çalışıldı. Toplumun vicdanını yaralayan bu olay sonrasında verilen genel tepki suçu işleyen kişi ve kişilere uygulanabilecek idam ya da hadım gibi cezaları uygulanması yönünde oldu.

Peki gerçekten bu cezalar caydırıcı mı? İdam cezasının olduğu Hindistan’da her 18 saatte bir kadına tecavüz edildiği, 2011’de polis kayıtlarına geçen 256,329 suçtan 228,650’sinin kadına yönelik işlenen suçlar olduğu resmi kayıtlara geçmiş durumda.

Sonuç olarak kadınlara uygulanan şiddetin önlenebilmesi maksadıyla köklü değişimler bizi bekliyor. Bu şiddeti destekleyen her türlü toplumsal dinamiğin dönüşümü sağlanmalı ve pozitif ayrımcı uygulamalara geçilmelidir. Örfi düşünce sistemleri yeniden gözden geçirilmeli, berdel, başlık parası, küçük yaşta eğitimin engellenmesi gibi çağ dışı uygulamaların önüne geçilmelidir. Okullarda özellikle erkek öğrencilere kadına şiddetin topluma ne gibi zararlar verebileceği ders müfredatına sokularak anlatılmalıdır. Unutmamak gerekir ki her toplum en zayıf bireyi kadar güçlüdür.

kadina-siddet

ABOUT THE AUTHOR